“Avrupa sınırlarının nerede bittiğini belirtmemiz ve bu hususa açıklık getirmemiz şarttır. Çünkü halen aday ülke Türkiye Avrupa’ya ait değil. Bir çok Avrupalı böyle bir Avrupa’yı tehdit olarak görüyor. Avrupa Birliği, sınırları görülemeyecek kadar büyüdü ” demişti.
Fransa İçişleri Bakanı Sarkoszy açıklamasında şu hususu da dile getirmekten geri kalmamıştı.
“ Avrupa anayasa tasarısının gözden geçirilmesi gerekir. Tasarının değişmemesi durumunda Fransa ve Hollanda bu konuda ikinci kez referandum yapmıyacağını çok açık bir üslupla ifade ediyorum ” demişti.
Şimdi gerek KKTC’de CTP-DP ve gerekse TC’de AKP iktidar partilerine şunu soruyorum.
Fransa İçişleri Bakanı Sarkoszy, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamayı dinlediğinize göre, eğri oturup doğru konuşma gereğini duyacak mısınız?
Adam hiçbir şüpheye yer bırakmıyacak kadar açık konuşuyor ve diyor ki; Türkiye Avrupa’ya ait bir ülke değildir. Hatta bu günkü ortam devam edecek olursa, anayasa tasarısının değişmemesi durumunda Fransa ve Hollanda ikinci kez anayasayı referanduma götürmiyeceklerini de gayet aşık bir ifade ile dile getirdikten sonra ve Türkiye’nin AB’ye tam üye olamıyacağı hususunda sinyaller verdiğine göre, hâlâ AB üyeliği diyerek Kıbrıs’ın elden gitmesine ve Türkiye’nin parçalanmasına neden olacak AB normlarını uygulamanın alemi ne Allah aşkına ?
AB içinde bazı ülke liderleri, Türkiye sözcüğünü işittikleri zaman kırmızı görmüş boğa gibi kükrediklerine göre, Türkiye’nin AB’ye tam üye olabileceğini aklı başında herhangi bir Türk’ün düşünmesi, aptallıktır hatta bunun ötesinde Donkişotluktan başka birşey değildir.
Biz Türkiye’nin AB üyeliği için, gerek KKTC’de ve gerekse TC’de bazı yalaka kalemler kalem oynatmaya devam edeceklerdir. Bundan asla şüphemiz yoktur. Çünkü kalemlerine akan mürekkep, AB mürekkebidir, çünkü bu mürekkepte made in EU yazmaktadır.
Ancak halkın oylarıyla seçilenler, halka söz verdiklerini hayata geçirmek zorundadırlar.
Yani Kıbrıs’ta bir anlaşmaya gidilmesi istenirken, kurulacak devlette iki halkın eşit siyasi haklara sahip olacağı, iki bölgeye dayalı olacağı, iki ayrı devletin varlığının kabul edilmesi ve iki devletin anlaşarak ortak bir devleti yaratmada hemfikir olmaları, kurulacak devletin yaşatılacağı hususunda Türkiye, Yunanistan ve BM Güvenlik Konseyi kararıyla garantörlüğün sağlanması şartı konmalıdır. İleride anlaşmazlık halinde, iki devletten biri merkezi devletten dışlandığı takdirde, bu gün olduğu gibi dandik kararlarla devleti ele geçireni Kıbrıs’ın tümünü temsil eder safsatasına olanak sağlayacak tüm kapıların kapalı tutulması şartının konması gözden uzak tutulmamalıdır.
Fransa İçişleri Bakanı Sarkoszy’nin açıklamasından sonra AKP iktidarının AB ile olan ilişkilerinde daha dikkatli ve hesaplı adımlar atmasını bekliyoruz. Bunu denetleyecek olan da elbette ki yüce Türk ulusudur. (S.Mehmet ERSOY-KKTC)