İlk bakışta çok iddialı bir soru gibi geliyor insana. PKK''nın savcısı var mıdır?..
Bu soru, durup dururken akla gelmiyor.
Bugüne kadar yaşananlar, son 20 yıl içindeki terörle mücadelede gelinen nokta, böyle bir soruyu sormanın zamanının geldiğini gösteriyor.
VEBÂLİ POLİTİKACILARDA
İlk yaşandığında hepimizi "dehşete düşüren olaylar", zamanında "kararlı" biçimde müdahale edilmediği için "olağanlaştırıldı!.."
Bunun vebâli birçok politikacıda.
Üç beş milletvekilliği daha fazla kazanabilmek uğruna, ülkeyi uçurumun eşiğine getiren bazı politikacılar, taviz(ödün) verdikçe verdiler.
Bunlar, hem "mikro milliyetçiliğin" önünü açtılar, hem de Avrupa Birliği''ne "sevimli gözükmek" için her isteneni yaptılar.
Sonunda, ülkenin bütünlüğünü tehdit eder biçimde, PKK''nın birçok söylemi bugün rahatlıkla kullanılır hâle geldi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, 20 Nisan 2005''deki "Yıllık Değerlendirme" toplantısında, "Terör örgütü isteklerini AB vasıtasıyla dikte ettiriyor" demişti.
Dikte ettirilmedik çok az şey kaldı.
KARANLIKLAR
Türkiye üzerinde ölümcül deneyler yapılırken, bunlar desteklendi.
Kimler tarafından?..
İşte bu sorunun yanıtı, başlıktaki soruyu da netleştirecek.
Kimlerin desteklediğine gelince..
Terör örgütünün söylemleri "aydın" geçinen bir çok "karanlık bilim adamının" söylemi hâline geldi. Aynı yaklaşımı bazı belediye başkanları, bazı gazeteciler, bazı politikacılar, bazı iş adamları, bazı üniversiteler ve bazı avukatlar gösterdi.
AVUKATI VARSA ....
Şimdi, sorumuza gelelim.
"PKK''nın savcısı var mıdır?"
PKK''nın politikacısı, iş adamı, gazetecisi, belediye başkanı ve avukatı varsa, savcısı olamaz mı?..
Bu sorunun yanıtı "dehşetli" bir sonuç çıkarabilir. Hani demiştik ya, "bizi dehşete düşüren olaylar olağanlaştırıldı" diye. Yine, ölümcül bir konuda yaşamımızın "normali" durumuna gelmesin.
Gelmesin, diye şimdiden dikkat çekiyorum.
Terörist başlarının bazı davalarına ücret almadan, "dava uğruna" giren bazı avukatlar, sınava girerek savcı olabilir mi?.. Olmuş mudur?..
Olduysa ya da bundan sonra olabilirse, bu durum "PKK''nın politikacısı", "PKK''nın avukatı" ve "PKK''nın gazetecisi" olmaktan çok daha büyük zarar verecektir.
Yakın gelecekte, "Cumhuriyeti" korumakla görevli bir savcının, "terörü ve teröristi" korur duruma geldiğini, düşünmek bile istemiyorum.
Ama burası Türkiye ve karşımızda da bize yol gösteren bir Avrupa Birliği oldukça, her şey olur mu?..