Osmanli'da Astroloji
Avrupa Birligi ile vals yapmaya basladigimiz su günlerde, neden Avrupa’nin bizim için böylesine ulasilmaz, böylesine ütopik, böylesine istenen bir hayal oldugunu düsünürken, kendi adima birden bu hayalin pesinde harcadigim zaman ve emegin aslinda onda birini bile kendi geçmisimi ögrenmek için harcamadigimi farkettim.
<br>
Burada sözünü ettigim “Türkler Avrupali degildir ve olmamalidir” argümanindan çok biz, ya da genellestimeyeyim, “ben bir “Türk, eski Osmanli ya da çok çok eski Orta Asyali” olarak kimim?” sorusu. Bu soru beni bazi seyleri arastirmaya itti ve merak ettigim konulardan sadece birisi olan “Osmanlilarda astroloji nasildi?” konusunda biraz arastirma yapmama neden oldu.<br>
Öncelikle bu konunun çok detayli oldugunu ve maalesef Osmanlica, Arapça ya da Farsça bilmedigim için sadece bulabildigim Ingilizce kaynaklardan yararlanmak zorunda kaldigimi ve yine asagida bahsedecegim bilgilerin büyük bir havuzun içindeki bir damla kadar bile olmadigini mutlaka belirtmeliyim. Iste bulduklarim:<br>
<br>
Osmanlilarda astrolojiye “tanjim” ya da “ilmi ahkam-i nücum” adi verilmektedir. Bu, yildizlardan tahmin yapma ilmi demektir.Islam astrologlari da temel kozmolojik ilke olarak Ptoleme’nin Almagest’inde geçen isimler, semboller ve zodyaktaki burçlarin sirasindan etkilenmislerdir. Ancak Islamiyetin tek tanrili bir din olmasi nedeniyle, yildizlar, insan ve Tanri arasindaki iliskiler özellikle pagan ve diger kültürdekilerden farkli yorumlanmis ve zodyaktaki burçlar, Günes ve Ay’in üzerinde hareket ettigi yerler olarak degerlendirilmistir. Islam astronomlari zodyaga “falak al buruj” ya da “dairat el buruj” adini vermislerdir. Her ikiside zodyak çemberi anlamindadir.<br>
<br>
Evrenin ve evrenin isleyisindeki mükemmel düzen ve uyumun karmasikligini farkeden Islam alimleri, bu yasalari arastirmanin insani, Tanri’ya ve onun mesajlarina daha da yakinlastiracagina inanmislardi. Örnegin El-Battani kitabinin basina, gök cisimlerini arastirmanin, yillarin, aylarin mevsimlerin uzunlugunu, gece ve gündüzün uzayip kisalmasini, ay ve günesin konumlarinin ve tutulmalarin belirlenmesini ve gezegenlerin düzgün ya da geri hareketlerinin incelenmesini saglamasi nedeniyle çok yarali oldugunu belirtmistir. Yine, El-Battani tüm bu bilgilerin insanlari Tanri’nin tek olduguna, büyüklügüne, arkasindaki sonsuz bilgi ve gücünü anlamaya dogru yönlendirecegini de eklemistir.<br>
<br>
Ancak tüm bu çalismalara ragmen, geçmiste oldugu gibi, Osmanli döneminde de “Astroloji Islam’a göre günah midir?” sorusu canliligini sürekli korumaktadir. Bir yandan, Osmanlilarda “Müneccimbasi” yani bas astronom ve astrolog yillik takvimlerin hazirlanmasi ya da astrolojik tahminler yapmak üzere 15.yy ortalarinda önemli sorumluluklar üstlenirken ve bazi Osmanli sultanlari önemli kararlar arifesinde müneccimbasina danismaktan kendilerini alamazken, bir çok Osmanli padisahi da buna siddetle karsi çikmislardir.<br>
<br>
Astrolojik öngörümlere en çok karsi çikan sultanlardan birisi olan Sultan I. Albdülhamid, veziri kendisine saray astrologlarinin ordunun Istanbul’dan sefere çikmasi için iki tarih önerdigini ve bunlardan hangisini seçecegini sordugunda; Abdülhamit, “benim islerim yildizlarin degil, Tanrinin elindedir.” diye yanit vermistir.<br>
<br>
Yine Sultan III. Selim, kendisine donanmanin denize açilmasi için uygun görünen iki tarihten hangisini seçecegi soruldugunda, her günün Allah’in günü oldugunu, kendi adina yildizlara inanmadigini ancak adet oldugu üzere hangi gün uygun bulunmussa o günün seçilebilegini belirtmistir.<br>
Sultan III. Ahmet ve onun ünlü veziri Nevsehirli Damat Ibrahim Pasa zamaninda yasanan ve pek çok sanat, bilim, kültür olayina taniklik eden Lale Devri’nde ) pek çok kitap Osmanlica’ya çevrilmistir ve bunlarin içinde Imam Ayni’nin Ikd al-Juman fi Tarihi alh al-Zaman isimli dünya tarihi kitabi da bulunmaktadir.<br>
<br>
Bu kitabin cografya ve astronomiyle ilgili ilk bölümünü Osmanlica’ya sair Mirzazade Salim Efendi çevirmistir.<br>
<br>
Mirzazade Salim Efendi tarafindan bazi takim yildizlar için kullanilan Osmanlica ve latince isimlerle, burç isimleri söyledir :<br>
<br>
“Dübb-i Assar (Ursus Minoris)- Küçük Ayi, Dübb-i Ekber (Ursus Majoris)- Büyük Ayi, Cebbar (Orion), Siyavus (Perseus), Mer’et-ül Müselsile (Andormeda), Hut’i Cenubi (Piscis Austrinus), Hamel (Koç), Sevr (Boga), Cevza (Ikizler), Seretan (Yengeç), Esed (Aslan), Sünbüle (Basak), Mizan (Terazi), Akreb (Akrep), Kavs (Yay), Cedi (Oglak), Delv (Kova) ve Hut (Balik)<br>
Minyatürlerle süslenen bu çeviri de her bir minyatürün altina o sabit yildizla ilgili kisa bilgiler de yazilmistir.<br>
<br>
Bu çalismanin yanisira diger Islam Astronomlari da sabit yildizlarla ilgili önemli arastirmalar yapmislar ve bu konuda önemli eserler vermislerdir. Örnegin Abdurrahman El-Sufi’nin Risalat Suwar el Kawakib aldi esir de sabit yildizlarla ilgili önemli bir eserdir.<br>
<br>
<br>
(Bölgede Tufan) |