Devlet kurabilme becerisini gösteren uluslar, daha sonra; her boyuttaki güvenliklerini, devletlerine teslim ederler. Devlet de bunu gücü oranında sağlamakla yükümlüdür.
Devletin Ulusal güvenlik esaslarının temel dayanağı ”Milli Güç”tür. Bireysel durumumuzu ve özlük haklarımızı yakından ilgilendiren toplumsal amaçlar, bunlara ilişkin ulusal hedefler ve milli güç kavramı birbirleri ile yüzde yüz ölçeğinde ilişkilidir. Bu konuda olumlu ve olumsuz iki örneğimiz var. Japonya ve Irak. Ülkeler gemi gibidir. Hedeflere varıldığında taşıdığı herkes yararlanır. Batarsa, kaptan köşkünde olmanız kötü sonucu etkilemez.
Mevcut rakipleri tanımadan, güçlerini anlayarak tanımlamadan, bu tanımlamaya göre gereğini yapmadan, sürdürülen rekabetlerle başarı sağlayabilmenin ve sonuç almanın mümkün olmadığını biliyoruz. Spordan savaşa kadar rekabetin, her alanda doruğa çıktığı acımasız bir süreç yaşanıyor. Şirketleşen küresel emperyalizm kendi karakterine uygun olarak, kar sağlayabileceği her alana ilişkin bilgi (istihbarat) topluyor ve gereği ne ise işgal dahil olmak üzere yapıyor.
Sömürgeciler, Güç merkezli, Güç arttırmaya yönelik, stratejik uygulamalarda bulunuyor. Güç kullanımı konusunda kurumsallaştırdıkları kendi milli Devletlerinin ve uluslarının bilgi ve beceri donanımını arttırıyorlar. Kendini bilmeyenin karşısındakini bilmesi ve anlayabilmesi mümkün müdür? Onların ne yaptıklarını anlayabilmenin ön koşulu, aynı şekilde kurumsallaşma ve durumsallaşmakdır. Anadolu deyimi ile; ”Amerika’yı yeniden keşfetmenin gereği yok”. Arif olan anlasın.
Sahibi olduğumuz ve olabileceğimiz; maddi ve manevi tüm potansiyel varlığımızı, harekete geçirebilecek, karşı güçlere karşı güçlülük sergileyebilecek insiyatifli yöneticilere ve kararlı bir devlet yapısına acilen ihtiyacımız var.
Uluslararası güçler dengesi içinde, diğer ulusların öngörümlerini tartışmadan benimseyici, ülkemizdeki mevcut tutumlarla sadece mağlup olunur. Galibiyete giden yol, milli bakış ve uygulamadan geçer. bir şeyler yapabilmek için siyaset şart olduğuna göre millet için çileyi, hatta ölümü bile göze alabilmiş samimi ve gösterişten uzak insanlarımıza kulak verelim çünkü; siyaseti meslek olarak görenler milli politikalar üretemezler. Bizi biz yapan değerlerimizden bir kısmını kullanımına alan, almadığını yıpratan birbirinin peşi sıra gidip gelen oportünist siyasetlerle gelinebilecek yer neresi ise; biz oradayız.
Araştırmacı, geçmişten ders çıkaran, insiyatifli ve kararlı davranışlarla; milli güç unsurlarımızı, ulusal gelişime katkı verecek şekilde planlayıp, projelendiren; ulusal öngörüm çerçevesinde koordine olabilmiş ortak bir akla ve ortak uygulamaya gerek var.
Kültüründeki kurultay anlayışı ve manevi inancının gereği olan istişare olgusu ile tarihsel birçok başarıya imza atan milletimizin, mevcut uyanışın gelişim hızına paralel olarak bunun gereğini yapacağına inanıyoruz.
Milletimizin her bireyi sorumluluk bilinci ile üzerine düşeni yapmalıdır. Atatürk; ”Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden, yaşama yollarını alışkanlık haline getiren insanlar; önce onurlarını sonra özgürlüklerini daha sonra da geleceklerini kaybetmeye mahkumdur” demekte ve tembelliğin, dilenciliğin, cahilliğin nelere sebep olacağını vurgulamaktadır. Peygamberimiz de (S.A.V) geçmiş zamana göre değil, gelecek zamana göre hazırlanmamızı öğütlerken, geleceğe hakim olacak şekilde amaçlar edinmemizi, hedefler seçmemizi önermektedir. Çağın durumunu, Atamızın yorumunu ve Peygamberimizin (S.A.V) öğütünü özenle dikkate almalıyız.
Milli güç kavramının yedi temel unsuru ve bunların her birinin kaynakları olan bir çok unsur vardır. Milli gücün unsurlarını şöyle sıralayabiliriz. Millet (demografik / insan) gücü, siyasi (http://www.bolgedetufan.com/spacer.gif) gücü, coğrafi (http://www.bolgedetufan.com/spacer.gif) gücü, ekonomik güç, Askeri güç, psiko-sosyal ve kültürel güç, bilimsel ve teknolojik güç.
Güçlerin dinamikleşebilmesi için hareket alanı (manevra sahası) gerekmektedir. Emperyalizmin coğrafyamızı sinsi ve açık kuşatması bizi hareketsiz kılmaya yönelik planların sonucudur.
İleride biraz daha açıklık kazandırmayı düşündüğümüz milli güç olgusu diğer güçlere karşın Güçlülük ortaya koyabilmelidir. Bu konuda MORAL büyük etkendir. Milliyetçilerin, ulusal çıkarları gözetenlerin kamuoyu nezdinde konuları işlerken ve uygulama yaparken bu hususu önemle gözetmeleri gerekmektedir. Ayrıca; Milli Gücün içeriğinde yer alan unsurların tümünü etkileyen ve onlardan etkilenen Denizcilik ve Havacılık /Uzay güçleri de milli yapı için çok önemlidir. Vakit buldukça değerlendireceğiz.
Devlet adamları ile müsfettelerinin arasındaki en önemli farklardan birisi”GÜÇ” kavramını algılayabilmekle ilgili olan farktır. Milletimiz siyasetçileri için bu ayrımı yapabilecek konuma geldiğinde siyasi seçenekler açısından daha olumlu değerlendirme yapabilecektir. LİDERLİĞİN ÖLÇÜSÜ MİLLİ GÜÇ YAKLAŞIMI: BAŞARININ ÖLÇÜSÜ İSE MİLLİ GÜCÜN MİLLETE YARARLI BİÇİMDE KULLANIMIDIR.
Güç kavramına dayalı Devlet yönetim anlayışı, ideolojik değil ama; idealisttir. Sonuçları itibari ile ulusumuzu, bağımsız, toplumsal ve bireysel refah düzeyimizi yüksek hale getireceğinden, düşten; gerçeğe yönelen uygulamalı milliyetçilik denilebilir.
Samimi ve Gerçekçi olan, gücünü milli güçten alan Türk milliyetçileri ideolojik kalıpların birer ulusal tabut olduğunun bilincindedirler. Bu nedenle gerçek milliyetçiliğin, Dünyadaki güçler dengesi içerisinde güçlülük anlamına geldiğini bilirler. Hedefleri bunu elde etmektir. Gerisi zaten gelecektir. Etrafımızda yapay olarak üretilen tüm sorunlar bu şekilde sona erebilecektir.
Her milletin gücü oranında yaşam hakkına sahip olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Farkında olduğumuz taktirde imkanlarımızın gücümüz olduğunu söyleyebiliriz. Farkında olunmazsa, Amerikadan, Avrupadan birileri buralara sarkar ve şeytani metodlarla bize ait olanı kullanır dururlar.İşi gücü bırakıp bunca yıldır bizimle niye uğraştıklarını zannediyorsunuz. Buna izin vermemek lazım. Tabiî ki önceden verilen izinlerin iptalide gerekiyor.
Milliyetçiliğin temeli ve amacı millet ise; milletin çoğunluğunca benimsenmesi ve uygulamaya koyulması gerekmektedir. Atatürk, ”Milletin başarıları, kesin olarak milli kuvvetlerin tümünün bir yerde birikmesi ve yoğunlaşması ile mümkündür” demektedir.
Türk milliyetçiliği karşıtlık ve üstünlük esaslarına göre değil, taraf olma ve insanlık ailesi içerisinde şerefli bir yere sahip olma anlayışına sahiptir. Taraf olunan husus, milletimize ait maddi manevi değerleri korumak, korurken geliştirmek, Türk ulusunu, kudretli devletini güçlü kılmaktır. Bu şekilde Türkiye Aç hürlerle, Tok esirlerin ülkesi olmaktan kurtulacak ulusun her unsuru özgür, bağımsız ve mutlu olabilecektir.
Milli gücün milletimizin ortak bilinci ile her alanda kullanıma gireceği günlerin yakın olmasını Yüce Yaradan’ımızdan diliyoruz.
Ey Türk düşün ve özüne dön.
Allah Türkü korusun ve yüceltsin.