Devletimize karşı , diplomasi maskesinin ardında geliştirilen pskolojik bir savaşla karşı karşıyayız. Türk toplumunun sosyal, kültürel ve ekonomik her alandaki bireysel yetersizliklerini körükleyen ve toplumsal ayrıştırmayı öngören hain saldırılarla karşı karşıyayız.Devletimizi zayıflatmak, milletimizin niteliğini geri götürerek halklaştırmak yönünde stratejiler geliştiren dış güç odakları ve onların işbirlikçiliğine soyunan "merkez kaç" kişi gurup ve kurumlar faaliyetlerini rahatça tırmandırabilecekleri hukuksal yollarını da oluşturmaya gayret ediyorlar.
Kanla ve irfanla kurduğumuz bu Cumhuriyet ve bu devlet kimsenin bize sunduğu bir hediye değildir. Haçlı ruhu denilen vahşi ve fundamandalist olgunun yakıp yıktığı ecdat kanı ile kutsallaşan Anadolumuzun üzerinden işgalci batıya ne zorluklarla kovduğumuzu unutmayalım.
Türkiye Cumhu daha sonraları riyeti Devletini biz kurduk , bizim eserimizdir ve biz yaşatacağız.Her çağda ve her fırsatta milletimizin cellatlığına soyunan , batı denilen tek dişi kalmış canavarın özlemlerine uygun ama milletimizin vicdanına aykırı hukuki uçurumlara doğru itelenmemizi kabullenmek mümkün değildir. Milli amaçlarla kurulan bir devletin yabancı kriterlere teslimi demek ; kuruluş amaçlarından sapması; kendi idam sehpasını kendisinin kurması ve kendi mezarını bizzat kendisi kazması demektir.
Milli hukuk emperyalist yabancı siyasetin uygulama alanı haline getirilemez "Milli Hukuk" ulusal adaletin dağıtım aracıdır. "Hukuk Devleti" ve "Hukukun üstünlüğü" ancak hukukun adaleti sağlamadaki başarısına paralel olarak gerçek anlamını bulabilir. ve ulusa hizmet edebilir.
Kuvayi milliye anlayışı ile çok çetin koşullara karşın söke söke aldığımız milli edinimlerin planlı şekilde tartışmaya açık hale getirildiğini, miras yedi gibi davranıldığını kahrolarak izliyoruz .
Batı göğüs göğüse savaş ile kazanmadıklarını sırt sıvazlayarak kazanmaya çalışıyor.Hukuk adaletin gerçekleşmesi için bir araçtır. Millet vicdanını kanatan iç ve dış uygulamaların zemini haline getirilmemelidir .
AB kılıfı ile dayatılan hukuki düzenlemeler hiç bir normal aklın kabullenemeyeceği hainlikleri içermektedir. Terörün, arsızlığın ve hırsızlığın tırmanışına yol verilen bir süreçte güvenlik kuvvetlerinin yetkilerini kısıtlamak Anadolu değimi ile "Taşları bağlayarak köpekleri salıvermek” anlamına gelmektedir. Hep birlikte akıllanmazsak bu köpeklerden herkes tasmalarını çözenlerde dahil olmak üzere bir şekilde nasibini alacaktır.
Hüküm uygulamalara yönelik sonuç belirleyebilen , karşı çıkılması imkansız bir karar biçimidir. Konu Hükümet olunca Türkçedeki anlam yükü ile büyük atamızın hakka yürümesinden sonra yapılan uygulamalardaki işlevi uyuşmamaktadır.
Hükümetler Türk milleti adına hükmedebilselerdi halimiz böyle mi olurdu ? Mevcut arızalı ve dış etkili sistem , hükümetler ile ile birlikte milletimizin umutlarını da tüketmektedir. Kamu oyu için dayatılan yapaylıklardan arınmak ve özümüzün ürünü doğal kamu oyunu var etmek zorundayız.
Bunu başarabilirsek milli doğal ve ortak bir aklın gösterdiği yolda sistemimizi doğru hale getirebilir ve güçlü hükümet yapılarımızı kurabiliriz.
.Tarafımıza yaşatılan bu olumsuz süreç de hiç kimse derinlerden gelebilecek bir desteği hayal etmesin. " Derin devlet masalı " zaten kafası karışmış olan ulusumuzun kafasını biraz daha karıştırıcı bir nitelik arz etmektedir. Bu masalı yazanların amacı hayal ettirmek bizim adımıza birilerinin bir şey yapmasını umut ettirip beklettirmek; bu yolla insiyatifsizleştirerek tembelleştirmektir.Gerçekten derin devletini oluşturabilmiş ve bu nedenle bir çok ülkenin yönetimini sığlaştırıp yüzeyselleştir olan emperyalizmin oyununa gelmeyelim.
Ne zaman, nerden, ne şekilde esinlendiğini bir türlü anlayamadığımız gündemi sürekli farklı olan ve Vahdettin konusundaki çıkışıyla üzerine düşeni yapan yaş haddinden emekli bir siyasetçimiz Sn Ecevit yıllar önce derinlere ilişkin ilk imayı yapmıştı. Daha sonraları açık ve ilk olarak ülkemizi yıpratmaya yönelik biçimde “derin devlet”e yorumunu terörist Apo’dan duymuştuk. Kissinger yetiştirmelerinin ima ettiği terörist ve hainlerin Türkiye'yi yıpratmak ve faili meçhul cinayetleri ihale etmek üzere masalsal bir "öcü" olarak öne sürdükleri çetelerin kartviziti olan böyle bir yapıyı biz bilmiyoruz ve hayrımıza yaptıkları bir iş varsa hani? nerede?kimse bilmiyor. Bildiğimiz ve adandığımız tek gerçek büyük Atamızın "Türk Öğün Çalış Güven" olarak özetlediği geliştirdiği Türklüğün geleceğini emanet ettiği "DERİN MİLLET" anlayışıdır. Milletimiz ancak bu yolla, tarihsel konumuna uygun , çağdaş bir düzeye erişebilir. Gerisi yalan ve masaldır.