NTV Paris muhabiri Belkıs Kılıçkaya, banliyölerde her gece otomobilleri yakan, dükkanları kundaklayan çocuklarla, gençlerle konuştu. Gençlerin öfkelerinin ortak hedefi, İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy.
Paris’in Clichy-Sous-Bois banliyösünde 27 Ekim’de 2 Afrika kökenli gencin polisten kaçarken elektrik akımına kapılarak ölmesiyle başlayan olaylar 14’üncü gününe girdi.
Banliyölerdeki şiddeti durdurmak için olağanüstü hal ilan eden Fransa, bazı yerlerde de sokağa çıkma yasağı ilan etti. Ancak son çare olarak başvurulan bu önlem, kundaklama olaylarını ve çatışmaları göreceli olarak azaltsa da durdurmaya yetmedi. Önceki gece de ülke çapında 116 yerleşim merkezinde olaylar yaşandı ve 617 araç ateşe verildi.
Ülkede son iki hafta içinde çıkan olaylarda toplam 3500’den fazla araç kundaklandı, 1500 kişi gözaltına alındı; 17 kişi tutuklandı. 120 polis ve itfaiye görevlisi yaralanırken, bir kişi de hayatını kaybetti.
ÖFKENİN HEDEFİ SARKOZY
İsyancı gençlerin öfkelerinin dinmemesinin baş nedeni ise, olayların başmasından bu yana sert açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy.
Sarkozy’nin kendilerini insan yerine koymadığını söyleyen gençlerden biri, “Sarkozy bizi deterjanla temizleyeceğini söyledi. Biz araba ya da kamyon değiliz. O bir bakan. Böyle sözler sarfetmeye hakkı yok” sözleriyle duygularını dile getirdi.
Sarkozy’den sınırdışı emri
Sarkozy içişleri bakanı olduktan sonra işlerin kötüye gitmeye başladığını söyleyen başka bir öfkeli genç de, “Bize ayaktakımı dedi; sonra da deterjanla yıkayıp temizleneceğimizi söyledi. Biz pislik miyiz? Biz onun gibiyiz, onun gibi Fransızız, burada doğup büyüdük. Tamam, Fas asıllıyım ama Fransa’da doğdum. Okulu burada bitirdim. Burada bir sürü şey yaptım. Çünkü geleceğim burada” diye konuştu.
GÖÇMEN POLİTİKALARI YETERSİZ
Şiddet olaylarının başladığı bölgeler göçmenlerin yaşadığı, işsizliğin yüksek, yaşam standartlarının düşük olduğu yerler. Fransa hükümetinin azınlık politikalarının, isyanı körüklediği savunuldu.
Olaylara karışan bir göçmen de tepkisini, “Camiye göz yaşartıcı bomba atıyorlar. Orası bizim için kutsal. Aynı şeyi bir kiliseye ya da sinagoga yapmaya cesaret edemezlerdi. Biz yok yere horlanıyoruz. Tamam, biz göçmeniz ama bunun için bize hakaret edilmesi gerekmiyor” sözleriyle dile getirdi.
Başka bir genç de Sarkozy’nin ve hükümetin göçmen nüfusun gelişimini engellemek için herşeyi yaptığını, okullarda hiçbirşey öğretilmediğini, bu nedenle de kendilerini dışlanmış hissettiklerini söyledi.
‘SAVAŞ DEĞİL İNTİKAM’
Gençlerin çoğu güvenlik güçlerinin tutumundan da rahatsız. Gençlerden biri, “Her seferinde buralarda devriye gezip yok yere kimlik soruyorlar. Arkadaşlar sürekli aranmaktan ve kontrol edilmekten sıkıldılar. Bizi beş para etmez insanlar yerine koyuyorlar” diyerek bu rahatsızlığı ifade ediyor.
Göçmenler yaşanan olayların, müslümanların Fransa’ya karşı açtığı bir savaş olmadığının da altını çiziyor ve “Bu bir intikam. Bu, gençler arasında bir birlik hareketi. Sadece Müslümanlar yok. Aramızda Hıristiyanlar da var, Budistler de var” diyorlar.