Hem katlet, hem suçu üzerine at!.. BU OYUNA DA KİMSE DÜŞMEYECEK!...
Bugün, GATA'da (Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi) yoğun bakımdan çıkma sürecine giren, devlet adamı Bülent Ecevit'i yazmak istiyordum. Ancak, "beyin kanamasına" neden olacak biçimde sayın Ecevit'i de üzen Danıştay'daki "yargıç soykırımı" ve gelişen provakatif gelişmelere dikkat çekmek gerektiğini düşündüm.
Bu olayla ilgili "polisiye çalışmalar" sürüyor. Her gün yeni bir açıklama yapılıyor. Bu açıklamalar üzerine de, her kesim farklı yorumlar yapıyor. Bir yorum da biz yapalım.
DİP DALGASINI BAŞKA KIYIYA VURDURMA ÇABASI!..
Uzun süredir dikkat çekiyorduk... Ülkemizin ABD ve AB başta olmak üzere hiçbir devlet ya da "devletler birliği" karşısında "diz çökmemesi" için çalışan; Türkiye'nin gücünü göstermesini isteyen solcu veya sağcı (ama mutlaka yurtsever, milliyetçi, ulusalcı) aydın ve politikacıya tuzaklar kuruluyor,diyorduk.
Uyanan "dip dalgasının" önünde duramayacağını anlayanlar, hiç olmazsa bu dev okyanus dalgasını (tsunamiyi) başka kıyılara vurdurmak için yönlendirmeye çalışıyorlar.
Her türlü riski göze almış bu karanlık (şer) güçler, kuva-yi milliye ruhu taşıyanları bölmek için de farklı bir çaba içindeydiler. Bu sürüyor.
En küçük bir olayı kendi yararlarına dönüştürmek için çok ciddi ve disiplinli (eğitimli) çaba içindeki bu şer odakları, kimi zaman "sizden görünme" taktiğini bile uygulayarak, kampanyalara giriyorlar. O kadar sinsice yapılıyor ki bu, kimi zaman basın organlarını ve internet sitelerini de kullanabiliyorlar!..
Önce, Mehmet Ali Ağca'nın cezaevinden salıverilip, tekrar içeriye alınmasını kullanmak istediler. Bu gelişme onlar için milliyetçileri, ulusalcıları bölmek için birebirdi.
Ama olmadı.
Bu yılın başlarında (24 Ocak'ta) "Ulusalcılar bu oyuna gelmez!.." başlıklı yazımda, bu konuya geniş yer ayırmıştım.
PSİKOLOJİK SAVAŞ BUMERANGI!..
"Yurtseverleri, milliyetçileri, ulusalcıları bölme senaristleri"nin attıkları "iftira ve psikolojik savaş bumerangının" bir gün kendilerine döneceğini vurgulamıştım. Bunların arkasındaki şer güçler, uzun süredir Türkiye'yi bölme, insanlarımızı birbirine düşürme planları yaptığı için, hâlâ bıkmadan çalışıyorlar.
Ama bu da tutmayacak.
Düşünebiliyor musunuz, hem hukuktan ayrılmayan Atatürkçü Danıştay yargıçlarına katliam gibi terör uygulayarak öldürüp, yaralayacaksınız; hem de buradan kendiniz kârlı çıkmak için bu işi Atatürkçüleri bölmek için iftira kampanyalarına dönüştüreceksiniz. Yani, onlara göre, hem Atatürkçüler ölecek, hem de Atatürkçüler suçlu olacak!..
Rahmetli Dr.Necip Hablemitoğlu'nu da katlettikten sonra (hatırlatalım, katili hâlâ bulunamadı), yine onun aleyhinde kampanyalar düzenlenmişti!...
Türk milleti artık bunları yutmuyor!..
Şimdi, devlete düşen görev şudur:
Bu cinayet ve terörün sorumlularına yasal cezaları bir an önce verilmeli, psikolojik savaşa son verilmeli, Türkiye aydınlık ve çağdaş yolunda güçlü biçimde ilerlemelidir!...
DİNİ SİYASALLAŞTIRMANIN SONU!...
Politikacılar da tarihten ders alarak politika yapmalıdır. Olmayan bir sorunu, kaşıya kaşıya sorun haline getirip, makam ve koltuk uğruna dînî değerler üzerinden politika yapmamalıdır.
Geçen hafta yazdığımı tekrarlayayım: Atatürk, 1925'te "Dinin politikaya âlet edilemeyeceği ve bu suçun da vatan hıyaneti sayılacağına dair" Hıyanet-i Vataniye Kanunu'na bir madde ekletmişti.
Yüce Atatürk, din politikaya alet edilince işin nerelere kadar geldiğini o günlerde yaşamıştı ve kurduğu Cumhuriyet'in ilelebet yaşaması için de, bugünleri düşünerek önlem almıştı.
Bugün düşünemeyenlere hatırlatılır!..