Kurtuluş Savaşı'nın önde gelen komutanlarının emekli olmasından sonra, kendisini doğrudan siyasetin içinde bulanlarla, sivil kökenli siyasetçilerden oluşan yeni ve olması gereken bir siyasal düzen başlamış oluyordu. Artık "Ordu ile Siyaset iç-içe" tanımı bir şekilde kalkmış ama, 'Türk Ordusu' yitirilen zaman nedeniyle istenilen hazırlıklarını tam anlamıyla gerçekleştirememişti. Bu "harekâtın uygulamasının gecikmesi" demekti. İngilizler bu gecikmeden doğan harekâtsızlıktan hemen yararlanmayı denediler. "Güneydoğu Anadolu'da yeni kurulmuş olan "Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası"na yeni girenlerden bir grup, İngiliz ajanları destekli ve onların kışkırtmaları ile olumsuz davranışlar sergilemeye başladılar. Tarihçilerin dikkati çektikleri ortak görüşler arasında: "Urfa" da parti şubesinin 'ilk' olarak açılmasındadır! Partinin önde gelen ve yönetiminde yer alan yurtsever kişilerin kısa süre içerisinde denetimden, otorite kurmaktan yoksun kalmaları oldukça düşündürücü ve dikkat çekicidir!..
Doğu Anadolu'da ısrarlı propogandalar halkın beyninde çınlarken; ipin ucunu gevşetmiş parti yöneticileri anlatılanları dinleyen konumdan öteye geçemiyorlar; propogandalarda ise "Cumhuriyet Hükümeti, halifeliği kaldırmıştır!..", "Din elden gitmektedir!" türü başlıklar sürekli işleniyordu. Oysa bu çığırtkanlıkları yapanların da, yaptıranların da, "Musul ve Kerkük"ün elden çıkacağını bilmemeleri gibi bir şansları yoktu. "Din-Halife" çığlıkları, gümrükten mal kaçırmanın yankılarıydı sanki tek fark vardı; gümrükten mal kaçıranlar doğrudan "kaçırtılmasını isteyen dış güçlerdi ki; İngilizler birinci sıradaydı... Tıpkı günümüzde işlenen propogandalarda olduğu gibi; birileri bir şeylerin kaçması, kaçırılması için sürekli 'AB'yi, 'demokrasi'yi, 'insan haklarını' gündemde tutmaya çalıştıkları gibi!?..
Artık görünen köy klavuz istemiyordu.. Türkiye'nin Kerkük-Musul bölgesinin kuzeyindeki bölümleri bizden kopartılacaktı. Herşey gizli, herşey kılıfına uydurularak hazırlanmıştı. Ufukta görünen, bir ayaklanmanın 'flu' yansımalarıydı. Tarihler o gün '13 Şubat 1925'ti ve 'Şeyh Sait' adlı kışkırtılmış birisi isyanı başlattı. İlginç ve bir o kadar da gerçek olan şu idi?!