"Ulusal egemenlik?" denildiğinde hep birlikte, "Eveett" diyorlardı. "Ya demokrasi?" denildiğinde; ona da hep birlikte "eveett" diyorlardı. Ama; "devrimler?" denildiğinde kesinlikle "hayıırr" diyorlar ve "toplumun yapısında saklı olan ve kendiliğinden gelişme (evrim) gücüne uyulmak gerekir" diye ekliyorlardı.
Parti programlarında düşüncelerini belirtirken şöyle yazmışlardı: "... Parti liberalizm ve demokrasi esasına kabul etmiştir. Ama bu ilkelerin gerçekleşme gücü kamuoyu, genel ahlak ve ulusal vicdanın içinde olduğundan uygulamada gelişime bağlı kalacaktır... Parti özgürlükçülük ve halk egemenliğini kabul etmiştir. Parti, ilkeleri uygulamada gelişim kurallarına bağlı kalmayı meslek sayar..."
Anayasaya göre "devletin dini İslamdı." Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası bununla yetinmemişler; parti programlarına ünlü 6. maddeyi eklemişlerdi. Bu madde; "Parti dinsel düşüncelere ve inançlara saygılıdır" şeklindeydi. Yukarıdaki satırları ve 6. maddeyi ilk okuduğunuzda eğer gözden kaçırarak okumuşsanız; "ne var bunda, gayet güzel ve yerinde" dememeniz için hiç bir neden yok! Dikkatli okumuşsanız eğer; "olmaz ki, 1924-25 Türkiyesi'nde ayrımcılık yapılmasına nasıl 'olur' verilir?" diye düşüneceksiniz mutlaka.
Bir siyasal partinin "dinsel düşüncelere ve inançlara saygılıyız" demesinin hiçbir sakıncası yok ve desteklenir. Ancak, 1924 Anayasası'nda "Devletin dini İslamdır" maddesi var iken, ve yönetiminin başında bir deha bulunur iken; Parti programına eklenen "dinsel düşüncelere ve inançlara saygılıyız" açıklamasını bir kez de tersinden okumak gerekir ki; bu kez; "İktidardaki partinin dinsel düşünce ve inançlara 'saygısız!' olduğu ortaya çıkar!" Burada, doğrudan saçmalama vardır. İktidardaki Parti "devlet dini"ni belirlemiş ve anayasa maddesi yapmıştır. "Öyleyse asıl amaç nedir?" gibi bir soru saçmalamasına girmeyecek; daha önce belirttiğimizi yineleyeceğiz. "Siyasaldır...", "İktidar hırsı vardır", "toplumu gergin tutmaktan-bilerek, bilmeyerek- çıkar bekleyen vardır!.."