Web Radyomuzu dinlemek ve mesaj göndermek için TIKLAYIN
  arşiv   hakkımızda   künye   dağıtım   iletişim
 Ana Menü
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Güncel
Spor
Sağlık
Yaşam
Bilim ve Teknoloji
Kültür ve Sanat
Magazin
Hava Durumu
Astroloji
Yazarlarımız
Belediyeler
Ana Sayfa
Konuk Yazar

Yazarın Diğer Yazıları İçin TIKLAYINIZ ! Kanıma dokunuyor

TCMB Döviz Kuru

__ REKLAM __
Ayrıntılar için TIKLAYIN

Kültür Sanat Gündemi

Milli Piyango
Bilet numarası girin
Tam Liste

Hava Durumu
ISTANBUL
ANKARA
İZMİR

  Dr.Hikmet AYTEK
  hikmeta
AYTEK HOCA DIYOR KI   
 
Ekümen Terörist basi!...'A.B.D.'
Terörü gerekçe göstererek, sömürmeyi amaçladigi ülkelere karsi devlet terörü yapan A.B.D.; yaptigi igrenç kurgulama ve uygulamalara ragmen, kendisine karsi gelisen ve her geçen gün yayginlasan, olumsuz bakis açisindan sikayetçi. Kendi çikarlari için diger ülkeleri olumsuz etkileyen sömürgecinin olumlu tepki beklemesi uygun mudur?

Genlerini fundamandalist, kölelestirici Avrupa'dan alan A.B.D.; ülkemizi zayiflatmak, gerekirse bölmek ve kaynaklarimiza tamamen el koyabilmek üzere, yillardir her alanda Türkiye karsitligi yapiyor. Binlerce sehit verdigimiz bölücü terör, Kibris, Kafkas, Balkanlar, Avrasya ve Kuzey Irak'taki Türk varligina karsi gelistirilen tüm haksiz ve katliamci uygulamalar bu karsitligin ürünleridir.

Gerçek bölücübasi A.B.D. dir. APO'nun konumunu dogru belirleyelim. Seksomanyak, uyusturucu saticisi ve kiralik katilden öte bir sey degildir. Bir maskedir. Dün ASALA, bu gün Barzani ve Talabani, maskelerinin ardinda kim varsa, Apo'nun ardindaki de O'dur. Kuzey Irak'ta Türkmen kardeslerimin katliama ugramasina ve çilesine önderlik yapan A.B.D.'nin yaptigi yavuz hirsizliktir. Darbe zemini hazirlamaya yönelik olarak yaratilan ortamda binlerce Türk evladinin öldügü Atlantik ötesindeki gücün 'Bizim çocuklar darbe yapti dedigi biçimde gerçeklesen 12 Eylül Darbesi ile birlikte sosyal, kültürel, ekonomik bütün dengelerimiz Emperyalizmin lehine bozuldu. Daha dün, Dogu bölgelerimizde, dostlugu kullanarak izinli görev yapan A.B.D.'li bir Çekiç Güç vardi. Muhalefetin karsi çiktigi, ama iktidar kim olursa olsun süresini uzattigi bu olusumun semsiyesi altinda P.K.K. ve Hizbullah gelisti, bu günkü Pesmerge özerkliginin temelleri atildi. O dönemde; izin tezkeresi, sehit törenleri, cenaze namazi kilan siyasiler, bölücülügü ve irticayi tehdit ilan eden Milli Güvenlik Kurulu kararlari, yan yana ve es zamanli olarak basinda yer alirdi.

Birkaç gün önce de M.G.K nin irtica ve bölücü terörü en büyük tehlikeler olarak algiladigi hususu basinda yeraldi. A.B.D. iliskilerine bakilarak hükümetlere parladi veya pili bitti notu veren güdümlü bir basin varoldukça ve bu milleti seven, Devletine sadik olanlar vatanlari ugrunda ölebiliyor ama; hainlerin ekonomik ve sosyal düzeyleri onlara karsin imrenilecek açik fark atiyorsa, devletin kurulunun belirledigi tehlikeler azalmayacak, aksine artacaktir.
Sömürgeciler, amaçladiklari ülkelerin iç dengelerini kendi hedeflerine uygun olarak kurgulamak isterler. Milli dengeler, ortak degerler üzerinden güçlenmek isterken, Emperyalizm farkliliklara dayali kullanim metodlarini uygular. Toplumsal; etnik, mezhepsel, ekonomik, siyasi v.s. mesafeleri (yakinliklari) uzak kilmaya ve çatistirmaya çalisir.

Apo'yu biz yakalamadik. Alman Gizli Servisi elemani mürteci ve sözde halife Karases gibi paket servis olarak geldi. Yollayanlarin niyetleri belli. Milli üniter yapiyi tüketmek için siyasallastirmak istedikleri kozlari masaya diziyorlar. Iki kart tamam; üçüncüsü Fener'deki maça papazi; dördüncüsü ABD'de zarfa konulup yollanmayi efendice bekleyen bir muhterem. Önümüzdeki Meclis seçimlerinde uygun bir aritmetik saglanirsa kartlar oyuna sürülecek. Gelecekteki Reisicumhur da çok önemli. Af ve onay yetkileri gözardi edilemez.

Ülkemizdeki Misyoner faaliyetlerinin yanliz Müslümanlara yönelik oldugunu düsünmek yanlis olur. Gelecege yönelik olarak, Hristiyanlik mezheplerini dengeleyici amaçlari gözardi edilemez. Ermenilerin bize karsi dün yaptiklari katliamlar ve bugünkü düsmanca tutumlarinin alt yapisi da bu dengelemelerle olustu. Türkiye'den daha çok misyoner, Ermenistan ve Kuzey Irak'ta çalisma yapiyor. A.B.D., Fener'deki Rum Patriginin üzerinden Ortodoks alemi ile gelecekteki iliskilerini düzenliyor.

Ekümenlik cüppesi Pentagon terzilerince dikiliyor. Patrik, aldigi cesaretle Cumhuriyetimizin vatan topraklarindan bir din devleti ve cografyasi çikarmanin rüyasini görüyor. Laik ülkemizde, göstere göstere irticai seriat mahkemesi kurup yargilama yapiyor. Yetkililerimiz(?)' Afferin' der gibi Ruhban Okulu ve Rum Vakiflari ile ilgili ödül paketleri hazirliyorlar.

Apo, ikinci kere yargilanirsa Imrali devlet misafirhanesindeki keyifli misafirligi çok kisa bir süre sonra bitecektir. Prezervatif kafali, mütareke basini elemanlari bu kiralik bebek katilinin altina kirmizi plakali makam araci önermekten çekinmeyeceklerdir. A.B. üzerinden A.B.D. maasi alanlar Türkiye aleyhtari önerilerini Büyük Ortadogu Projesi üzerinden üretmeye basladilar bile.

Emperyalizmin A.B.'ye iliskin ' 'Bir araya getir, yönet ' stratejisini; stratejik döngünün geregi olarak böl, parçala ve yönet'e dönüstürdügü ucundan belli oldu. Avrupa çitilendi, sira Ortadogu'da ve Avrasya'da.

Siyasi gelecegini A.B. ye endeksleyen siyasi kadrolarin lideri olan Sn. Basbakan, A.B.D. ye gittiginde; küresel amaçli toplumsal kani olusturmakla görevli 'KANAAT ÖNDERLERI' organizasyonunun da misafiri oldu. Bush ile ilgili bir kelime yazmayi düsünmüyorum. Çünkü tiyatro elestirmeni degilim. Geçmis ve güncele iliskin yazdiklarimizi burada noktalayarak gelecege iliskin tutum ve önerilerime geçiyoruz.
Uygulamalar; yanlis ve yetersiz bilgilerin, kapasitesiz inisiyatiflerin ürünü oldugu ortamlarda dogru sonuçlara varilamaz. Vatanini imar eden, güçlü bir ülkenin mutlu milleti olunamaz. Bilgisizlestirmek yöntemiyle sanal ortam hazirlayan dis güçlere kendi inisiyatif ve kararlari ile öne çikarak amaçladiklari ülkeleri yönetirler. A.B.D. dis iliskilerimizi, A.B. iç düzenlemelerimizi, IMF ekonomik yasamamizi, sözde Avrupa Insan Haklari Mahkemesi hukuksal alanimizi yönlendiriyor. Anilan olumsuzluklarin ivmesi artarken bazi yetkililerimizin genisletilmis Ortadogu Projesinin savunuculuguna soyunmasi hususu bizi endiselendirmektedir.

Baskalarinin hazirladigi talimat ve projelerin bize yarar sagladigini tarih yazdi mi?
Gelisim kilifi altinda degisim dayatilan bir ulus; niteliksiz, bilgisiz ve ilgisiz bir topluluga dönüserek ulus olmaktan çikar, ulusal degerlerini algilayamaz. Kendisine söylenen dogrulara degil; geri kalmisligini kendisine karsi oportünistçe kullananlara inanir. Algilama özürlü duruma gelen bu topluluk gelecegini katillerine teslim eder. Referandum ile plebisit arasindaki farki dahi bilemeyen toplumlara karsin; sömürgeciler, zor kullanmadan, askeri isgal yapmadan, çogu protez nitelikli isbirlikçilerinin de katkisi ile yapay kamuoyu üreterek çikarlarina uygun toplumsal kanaat olusturmaktadirlar. Bu durumda Milli geleneklerimizden gelen'Halkin sesi, Hakin sesi' olamamakta ama; haksizligin temelleri olusturmaktadir.

Ideal insanin ulasmak istedigi ideal hedefleri belirten Adalet, fazilet, hak, iyilik, dogruluk gibi degerler, amaç degerlerdir. Araç degerler ise, birey olarak insanin egosunu doyurmak, fizyolojik ve sosyal ihtiyaçlarini gidermek, amaç degerlere ulasmak için kullanmak durumunda oldugu; fayda, para, mal gibi ikincil degerlerdir.

Toplumun kurtulus ve yücelmesine önder olmalari beklenilen bazi siyaset önderlerinin, Araç degerlere yönelerek, amaçlari propaganda malzemesi olarak görmeleri ve zamanla toplumun bunlara özenerek benzer davranislari benimsemesi Hak ve Adalet duygularinin tükenmesine neden olmaktadir. Göstermelik bir kaç Yüce Divan uygulamasi yayginlasan haksizliklara çare olamamaktadir.

Hak; edinildiginde doyum, mutluluk ve huzur veren bir olgu ise, milletimize edinildigini kim iddia edebilir? Diger yönden, hak sahibi hakkinin farkinda olmalidir. Ayrica; verilmediginde, istemek gerektigi bilinmelidir. "Hakkidir hakka tapan milletimin istiklal" Marsi ile yola çikan milletin hak ve bagimsizliga iliskin durumu içler acisidir. Peygamber efendimizin; "Bilenlerle, bilmeyenler bir olur mu?" uyarisina uygun davranmadigimiz gayet açik.

Devlet ve milletin psiko-sosyal ve kültürel gücüne en büyük etkenlerden birisi olan kamuoyu, milletin konulara karsi bilebildigi ölçekteki kanaati degil midir? Dogru tanilarla, Dogru kanilara ve sonuçlara ulasilir. Iç dengelerin ürünü olan iç siyaset ve onu etkilemek isteyen dis siyaset unsurlari arasinda bir etkilesim bagi vardir. Az gelismis engelli ülkeler bu etkilesim açisindan edilgen konumdadirlar. Spordan bir deyim kullanacagim; 'Atmayana atarlar.' Özlem duydugumuz Atatürk Dönemi bizim için galibiyetler süreci idi. Çünkü toplumsal kanaatlerimizin önderi kendimizdik.

Günümüzde herkes mevcut durumdan sikayetçi ve bir seylerin degismesini istiyor ama; dogru bir baslangiç yaparak kendisinden baslayan yok. Sebep, sonuç iliskileri olarak, göbekten yapilan politikalarin sonuçlari yasaniyor. Egrisi gitmiyor, dogrusugelmiyor. Yanlis yapan inerken, bir önceki yapan yukari çikiyor. Bizdeki tahtaravalli oyunu, gelis gidisler vatandasin sirtindan oluyor.
Bizim seçmenimiz baskalarinin siraladigi seçenekleri onaylayan noter gibidir. Seç-menler oy-men'e dönüstürüldügünden; Halk egemenligi fiilen delege destekli Lider oligarsisine dönüsmektedir. Cumhuriyet içerisinde, halkin sirtinda tepinebilen Baronluk ve prensliklerin nedeni de budur.

Büyük Türk MILLETI Tarihsel gelisimimizle bagdasmayan mevcut durumumuzu asmak zorundayiz. Atamizin gelecegimizi teslim ettigi ve ne pahasina olursa olsun Cumhuriyetimizi korumakla görevlendirdigi gençlerimizin milli çikarlara yönelik bütünlesmesi ve kiskirtmacilara alet olmamasi gerekmektedir. Içimizde var edilmek istenen çatismalarin ardindaki planci emperyalizmdir. Atatürk idealleri ve ulusal çikarlar etrafinda güç birligimiz gerekmektedir. Üniversitelerimizde yaratilmak istenen çatisma ortamlarindan uzak durulmalidir. Kardeslerinizi anlamaya çalisin, varolan olumsuzluklarin nedeni sizden biraz farkli düsünen ögrenciler degildir. Peygamberimiz; fitne oldugunda oturmamizi yani; çatismanin tarafi olmamamizi önermistir.

Yillar önce kurumsal bir yazismada Sosyolog Taylor'a ait bir paragraftan alinti yaparak göndermisti. Sizlerle de paylasmak istiyorum: "Ahlakini, inançlarini, örflerini etkisiz hale getiren toplumlar, çözülmeye mahkumdur. Böylesi toplumlarda, siyaset bürokrasiyi sahsiyetsizlestirir, yönetimin ahlaki kalmaz, toplum gözünün korktugu yerde yaltaklanmayi benimser. Zekâ yerine kurnazlik, akil yerine itaat, dürüstlük yerine hile takdir görmeye baslar."

Allah Türk'ü korusun ve yüceltsin.







NOT: Ilk iki yazimiza gösterilen büyük ilgiye tesekkürler.


Kampanya detayları için TIKLAYINIZ
Grafik & Tasarım Sevgi Küpü WT © 2005 - Hosting NetAlanı.com - İçerik © Copyright 2005 TÜRKİYE'DE TUFAN GAZETESI
TÜRKİYE'DE TUFAN GAZETESI Default

bolgedetufan.com v 4_3