RAHAT ZAMANLARIN UCUZ KAHRAMANLARINA...
Eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in, GATA’daki (Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi) yaşama tutunma çabası devam ederken, yaşanan süreçten de dersler çıkarılıyor.
Beyin kanaması sonrası 12 günlük hastane döneminde görüldü ki, Ecevit’i yalnızca DSP’liler değil, tüm Türkiye seviyor. Seviyor ve dualarıyla yaşama dönmesi için dua ediyor.
RAHAT ZAMANLARIN KAHRAMANLARI!...
Bülent Ecevit, hiçbir zaman “rahat zamanların ucuz kahramanı” olmadı... Disiplinli ve yılmayan mücadelesi, bugün kimi politikacılara ders niteliğinde.
Rahat koltuklarında oturup, “armut piş, seçimde bizim sandığa düş” hayâli kuran bazı genel başkanlar, Ecevit’ten ders almalıdır.
Ecevit, ABD ve o zamanki adı AET olan AB’ye karşı, onların sömürgeci emellerine karşı net tavır koyan bir politikacıydı.
Bu o tarihte olduğu gibi, hastaneye düştüğü son ana kadar da geçerliydi.
Türkiye’nin kendi politikalarını uygulaması gerektiğini vurguluyor, Atatürk’ün “bağımsızlık” ilkesini savunuyordu. Kıbrıs Harekâtı dahil, gösterdiği pek çok “dik duruş politikası” nın bedelini ödemeyi de göze almıştı.
Oysa bugün bir çok politikacı, Batı’ya karşı “dik duruş” yerine, “esas duruşu” tercih ediyor.
ULUSAL UZMANLAR KURULU...
Ecevit, DSP’nin fiili genel başkanlığından ayrılıp, onursal başkanlığa geçtikten sonra da, Türkiye için çalışmalarını durdurmadı. Aynı yoğunlukta devam ediyordu.
Or-An semtindeki Kütüphane Evi’nde, bilimadamı, politikacı, gazeteci ve uzmanlar ile sürekli düşünce ve politika üretiyordu.
Bu katılımcılara Rahşan Hanımla birlikte “Ulusal Uzmanlar Kurulu” adını vermişti.
Bu ve benzeri örnekler nedeniyle, bugünkü “rahat zamanların ucuz kahramanlarından” çok farklı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz.
“SORUMSUZLUĞUMUZUN ELEMİNİ YAŞIYORUM”
Alınan derslerden söz ederken, tarihe geçecek bir notu da iletmem gerekir.
GATA’da açılan “defterlere” bir tarih kaydediliyor. Bu defterlerden birine, 25 Mayıs’ta düşülen bir not DSP, CHP ve Türk siyasi tarihi açısından çok önemli.
Bir anlamda “siyasi günah çıkarma” niteliğindeki bu notun yazarı politikacı Erol Çevikçe. Sayın Çevikçe’nin deftere düştüğü “hüzünlü not” aynen şöyle:
“Kendimi, sizin CHP’yi bırakmanıza neden olan hareketin en önde gelen sorumlusu sayıyorum.
O büyük hatamız, hem CHP’yi bugünkü durumuna getirdi, hem de sizin ülkemize daha etkin ve uzun hizmet etmenize (etmemenize mi demek istiyor?-HC) sebep oldu.
Huzurunuza, bu ciddi hatamızı ve sorumsuzluğumuzun sonuna kadar elemini yaşayacağımı bilmenizi istemeye geldim.
En derin sevgilerimle.
Erol Çevikçe”
Ülkemizin içinden geçtiği zor günlerde, “ulusalcılıktan” korkmayan ve Atatürk’ün yarattığı ulus’a sahip çıkmak için yoğun çaba içinde olan Sayın Ecevit’e acil şifalar diliyorum.