DSP Genel Başkanı Sezer:'Başbakan’ın pembe rüyaları bitti'
Bursa’da DSP İl Başkanlığı tarafından düzenlenen salon toplantısında coşkulu ve büyük bir kalabalığa hitap eden Sezer, eski il başkanlarına hizmetlerinden dolayı teşekkür plaketi verdi; ayrıca partiye katılan 48 kişiye parti rozeti taktı. Bugünkü hükümetle herkesin büyük sıkıntı içine düştüğünü belirten Sezer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugüne kadar bunu ifade etmekten her zaman kaçınıyordum ama, artık dayanılmaz hâle geldi; şu anda yaşanan derin ekonomik kriz, kredi kartları ve borçlanma yoluyla 24 ay erteleniyor. Hani, Türkiye batırılır, bankalar hortumlanır, içi boşaltılır, yandaşlara peşkeşler çekilir… Ondan sonra da ‘Gel, DSP düzelt’ denir ya… İşte, en geç 24 ay sonra DSP’nin iktidara geleceğinin bir işareti de bu…”
Hükümetin, meslek odalarını, üretici birliklerini, sivil toplum kuruluşlarını, hatta spor kulüplerini bile ele geçirip kadrolaşmaya çalıştığını ifade eden Sezer, “Devlette de çılgınca bir kadrolaşma sürdürülüyor” diye konuştu.
ERDOĞAN’IN DEĞİŞMEDİĞİ GÖRÜLDÜ
Kadrolaşmanın sadece siyasi bir açgözlülükten kaynaklanmadığını vurgulayan Sezer, “Demokrasi bir araçtır. Hedefe giden her yol mubahtır” diyen Erdoğan’ın değişmediğinin görüldüğünü, Başbakan’ın kafasının arkasındakileri gerçekleştirmeye çalıştığını söyledi.
Bu yıl kapanan ticarethanelerin sayısının geçen yılın iki katı olduğunu, kredi faizlerinin reel olarak çok yüksek düzeyde bulunduğunu anlatan Sezer, bu faizlerle çiftçinin ve esnafın yaşamasının mümkün olmadığını belirtti.
Şu anda icra takibi uygulanan kredi dosyalarının toplam kedi alanların yüzde 85’ine ulaştığını kaydeden Sezer, “Başbakan’ın pembe rüyaları bitiyor, bitti” dedi.
Hükümetin yanlış politikalarının üretimi değil, ithalatı teşvik ettiğini belirten Sezer, “Büyüme sanayiye, üretime, yatırıma dayalı değil; ithalata dayalı hormonlu büyüme” dedi.
“Özgürlük” diyerek iktidara gelen Başbakan’ın özgürlükleri kısmaya çalıştığını, bir yandan da yargıya müdahale ettiğini söyleyen Sezer, Başbakan’ın sözde Ermeni soykırımı kongresinin durdurulmasıyla ilgili mahkeme kararını eleştirdiğini de anımsattı.
Başbakan’ın buna rağmen Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü’ne yapılan muameleyi eleştirenleri “Anayasa suçlusu” ilan ettiğini belirten Sezer, “Rektör Yücel Aşkın davasında baştan beri hükümet haksızlık, hukuksuzluk yapıyor. Hukuku siyasallaştırmaya çalışıyor. Bunu söylemek suçsa bu suçu ben de işliyorum Başbakan; ben de buradayım” diye konuştu.
YOLSUZLUKLARIN HESABI SORULACAK
Ülkeyi satanları, halkın da sandıkta satacağını kaydeden Sezer, “Hükümetin yaptığı yolsuzlukların, Cumhuriyet’in temel ilkelerine verdiği zararların, halkımıza yaptığı haksızlıkların hesabı bir bir sorulur. Hesabı da hesap sorulamayacak kadar temiz olanlar sorar” dedi. İktidarın, terörle teröristle pazarlığa bile girebilme eğiliminde olduğunu gösterdiğini ifade eden Zeki Sezer, şunları söyledi:
“Cumhuriyetimizin ilan edildiği, devletimizin kurulduğu resmi belgelerde, Anayasa ve yasalarımızda ifade edilen ulusal kimliğimiz bizzat Başbakan tarafından tartışmaya açıldı. Sayın Erdoğan acaba birilerinin gözüne girmek için mi ‘alt kimlik/ üst kimlik’ söylemine yöneldi.
Belki kendisi hala farkında değil. Ama AKP lideri bu söylem yüzünden Türkiye Cumhuriyeti'nin dayandığı sağlam temellere dinamit koymak isteyenlere yıllarca kullanacakları en tehlikeli malzemeyi böylece vermiş oldu. Türkiye, AB'nin PKK'ya sempati ile bakan unsurlarının önünde zayıf duruma düşürüldü... Terör örgütüne meşruiyet kazandırmak isteyenlerin elini güçlendirdi.”
KÜLTÜREL ZENGİNLİĞİMİZ
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Bursa’da Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği'nin (BAL-GÖÇ) 13. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada da Balkan göçmenlerinin ulusal birliğin güvencesi olduğunu, üretici insanlar olarak Türkiye ve Balkanlar’a büyük katkılar sağladıklarını söyledi.
''Alt kimlik, üst kimlik'' tartışmalarının çok gereksiz olduğunu ve ülke bütünlüğüne zarar verecek noktaya taşındığını ifade eden Sezer, şöyle devam etti:
''Birlik ve bütünlüğü her alanda, her kademede, her bölgede, mutlak kardeşlik duygularıyla gerçekleştirmeliyiz. Bunu yapabilecek kültürel ve tarihsel derinliğe sahibiz. Kültürel zenginliği ayrışma aracı olarak değil, hiçbir ülkenin sahip olmadığı bir kültürel derinlik olarak değerlendirmemiz gerekir.''
Yatırımların önündeki engellerin biran önce kaldırılarak, yatırım ikliminin iyileştirilmesi gerektiğini vurgulayan Sezer, şunları kaydetti:
''Yatırım ve sanayileşmenin önündeki engellerin kaldırılması; işsizliğin önlenmesi, aynı zamanda zenginleşmenin, zenginlikte sosyal adaleti gerçekleştirmenin ve hakça bir sistemin olmazsa olmazıdır. Tarımdaki sıkıntıların aşılabilmesi için de hakça teşvikler gereklidir. AB sürecinde tarımın çok da desteklenemeyeceğini söyleyenler olsa da AB, üye ülkelerdeki tarımı 60 milyar dolar desteklemiştir.''
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
BAL-GÖÇ Genel Başkanı Emin Balkan da bugüne kadar kendilerine ''muhacir veya göçmen'' denilmesinden rahatsız olmadıklarını, ancak ''Bulgar muhaciri, Bulgar göçmeni'' olarak nitelendirilmelerinin kendilerini çok rencide ettiğini söyledi.
Balkan, ''Biz Balkan göçmenleri öz ve öz Yörük'üz, Türkmen'iz. Ne mutlu Türküm diyene. Bu sözün de her zaman arkasında olacağız. Biz hürriyetin, vatanın, bayrağın ne olduğunu çok iyi biliriz'' dedi.
Balkan göçmenleri olarak dayanışma içinde olmaları gerektiğini vurgulayan Balkan, bu dayanışma sayesinde 20 yıl önce ''Türk yok'' denen Bulgaristan Parlamentosu'nda şu anda 34 Türk milletvekili bulunduğunu anımsattı. Balkan, başta sosyal güvenlik anlaşması olmak üzere Balkan göçmenlerinin birçok sorunu bulunduğuna işaret ederek, bu sorunların biran önce çözülmesi dileğinde bulundu.
(Bölgede Tufan) |