Ülkemizin itelendigi, hatta ;”olmak ya da olmamak” durumuna getirilmek istendigi çok olumsuz kosullari yasiyoruz. AB, Dünya Bankasi, IMF ve Bölücü terör gibi emperyalist uygulamalarla aziz vatanimiz bir hali gibi altimizdan çekiliyor.
Geçmisten ders almak, emperyalizmin çatistirmak istedigi noktalarda yan yana durmanin dahi çare olmadigini anlamak, savundugumuz degerleri bütünlestirerek , ulusça kaynasmak zorundayiz.
Ilk hedefimiz olmasi gereken “her alanda tam bagimsizlik” ugrunda ülke içinde ve disinda ne yapilmasi gerekiyor ise yapmaliyiz. Milli nefsi müdafaa gerekmektedir. Düsüncede birlik uygulamada birligi ve basariyi saglayacaktir. Toplumsal basarinin sirri ortak bir sahiplenme duygusu ile inanmak, inandirmak ve çalismaktir.
Bir digeri ile çatisan degil, ama; Her birinin digerine katkisi ile güçlenebilen üç olgu, yani;Milli Kültür,Milli Ekonomi ve Milletimizin iman ettigi dini inanca ait hürriyetin, siyasi rakip yapilarca bir digerinin inkari ve düsmanca bir tavir ile siyaseten kullanilmasi demek toplumsal intihar anlamina gelmektedir.
Çünkü; Millete ait ortak öz degerlerin her birinin bir gurubun veya siyasi yapinin elinde tutulmasi demek, kullanima girerek degerlendirmesi için bir engel demektir. Bu kavramlar olmamasi gereken biçimde ve siyasetin dogasina uygun olarak çatistirilacak ve yipratilacak demektir. Böyle bir ortamdan Türklük düsmanlarindan baska hiçbir kimsenin kazancinin olamayacagi gibi ;
Toplumsal yapida büyük travmalar olacaktir. Nitekim bu gün ki olumsuz kosullara, böylesi yöntem ve nedenlerle getirildigimizi artik hepimizin anlamasi gerekir.
Dün fikren ve hatta bedenen çatistirilanlarin bu gün için bir araya gelmek gerektigini savunmalari dogru bir düsüncedir ve ulusal açidan da sevindirircidir. Yanlis olan ; “Eski dünya düzenine ister istemez bir sekilde katki vermek zorunda kalanlarin, yeni dünya düzenini yeterli biçimde algilayamamasi, ülke yararina herkesin gelisim göstermesi gerekirken, En dogru baslangicin kendilerinden baslamak oldugunu bilmezden gelerek, eskiden beri ve halen bekledikleri adreslerde ufak tefek tamirat yaparak yeterli bulduklari bu adreslerine davetiye çikarmalaridir.
Davetiye çikardigimiz ve gelmeyeni hain ilan ettigimiz hususlar tek basina yeterli olsaydi sizlerin büyük özverilerde bulundugunuz hatta ugrunda can bedeli ödediginiz özlemlerinizle bulusmus olmaniz gerekmez miydi?
Siyasi alanda ki ; dar çerçevede güdülen kültürel milliyetçilik ulusumuzun ekonomik ezilmisligine karsin emegi gözeten adil ve ekonomik düzen arayislari, vatan ( Yurt ) severlik, dinsel özgürlük Maddi ve manevi çagdaslasma, laiklik, demokratiklesme ve bunun gibi milletimiz için gerekli olan ve siyaseten öne sürülen tüm hususlarin her birine evet. Ama, hep birlikte ele alinmalari kosuluyla evet. Slogan olmaktan çikarilarak, uygulamaya koyulmalari için evet demeliyiz.
Ulusumuzun da cani gönülden bana katilacagina inaniyorum. Bölünmez degerlerimizi birer birer ele alarak bizi bölen sisteme karsi tüm degerlerimizi bütünleyerek bir araya gelmeliyiz. Yillardir üzerimize oynanan oyuna son vermeliyiz. Bu hususlari tekil anlamda ele alanlar, ulusalci, toplumcu ve halkinin dini inançlarini gözeten bir konumda olamazlar, yani Atatürkçü olamazlar. Tüm degerlerimizi bir araya getirerek cumhuriyetimizi kurabilen atamizi ve arkadaslarini rahmetle aniyoruz.
Emperyalizm, global strateji merkezinin (GSC) önder’liginde, ABD, Ingiltere ve Israil’in stratejik ortakliginda görüntü vermektedir, Hiristiyanligi dini inanç olmaktan çikararak siyasi ve ekonomik örgütlenme araci olmaya indirgeyen ; bu ugurda misyonerleri ajan olarak kullanan ve terörü besleyen diger batili ülkelerin desteginde gelismektedir.
Amaçladiklari ülkelerde destekleriyle etkili kildiklari isbirlikçilerinin yetkilerini ve satin aldiklari medyanin yayin gücünü kullanmaktadirlar. Batinin yamyamlari bunun adina uygarlik diyorlar ve utanmiyorlar.
Uygarlik, soyut bir olgu olan kültürün somutlasmis durumudur. Hz. Isa Peygamberimizi dahi önce çarmiha gerdikten sonra, heykellestirip karsisinda somut biçimde görmeden tapinmayan hurafeci bati’nin irkçi ve haksiz kazanci yücelten uygarliginin (?) ürünü olan sömürgecilik sistemi geçmiste insanlik disi yöntemlerle kölelestirdigi gerektiginde katlettigi masumlarin, kani cani ve alin terlerinin üzerinde sagladiklari gasp nitelikli edinimlerle biyolojik ve felsefi kölelestirme gelisimlerini tamamladi.
Ekonomik kölelestirme asamasina vardi.. Sistemlesen ve sirketlesen küresel emperyalizm’in yönünde derinlesen uygulamalarini, acimasiz biçimde artirarak sürdürüyor. Pleymuth Kilisesi bas rahibi Werb Beecher’in ; “ Tanri fakirleri degil günahkarlari sever konulu felsefe yüklü vaazi, ahlaksiz ve özünde materyalist olan batinin ; bencillik kültürüne dayanan zenginlesme ideolojisinin igrenç bir yansimasidir.
Küresel ön görümleri’ni “Biz” ve “Öteki” çeliski ekseninde yürüten emperyalizm, demir perde ardinda esaret hayati yasatip, alkolle uyusturdugu emekçilere, avuçlarini yalattiktan sonra ; Sosyalist birikimin maddi varligini üst düzey yandaslarina pepeskes çekerek dagittigi SSCB’nin ardindan güzel ahlak anlamina gelen islam’i ahlaksiz sekilde öteki olarak niteledi ve en gelismis islam toplumu izlenimini veren Türk toplumunu bazi yönlerden dogrudan, bazi yönlerden de dolayli olarak karsilarina aldilar. Islam’a karsi takindigi bu tutumla kendi iç bünyesinde ki islam’i gelisimleri’de engellemeyi gözeten emperyalizme karsi bizim de gerçekçi davranmak ve bize karsi yapilan uygulamalarin cevaplarini vermek zorunlulugumuz dogmustur.
Öteki olarak nitelendirilen, Islami toplumlarin ve kendi iç dengelerinin güdülmesine yönelik olarak ilik islam ve büyük ortadogu bileskesini kurgulayan emperyalizmin yarattigi “Biz” ve “Ötekiler” eksenine karsit olabilen savunma ve ilerleme stratejilerimizi gelistirmeliyiz. Düsman stratejisinde figüranligi kendisine layik gören Türk bilinç ve onurundan, islam ahlak ve faziletinden yoksun olan bir takim siyasetçi (?)ve düsünürlerle; Bir gelisme saglayamayacagimiz bellidir. Yüce Allah’in milletimize armagani olan Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük Devlet adamligi niteligiyle ön gördügü biçimde üzerimize gelen belayi önce durdurmali sonra geldigi yönden geri göndermeliyiz.
Kavramlara dayali etkilesim saglayan ve güdüleyen sömürgecilik Uluslarin kutsal kavramlarini tüketmek ve en azindan saptirmak için elinden geleni yapmaktadir. “Ilik” , “Sicak”, “soguk” gibi meteorolojik verilerle yüce bir dini ve ona inananlari tariflemek ve gelisimi öneren bu dinin gerçegini hurafeci tariflerin ardinda gölgelemek, seytanin bile akil edemeyecegi bir sey olsa gerek.
Sirketlesen küresel emperyalizm, dünyada olusan ve gelisen küresel isinma ile birlikte kendisi için yasanabilir olarak tespit ettigi cografyalari hedefliyor. Bu alanlarda var olan ve gelecegi ilgilendiren yasamsal kosullarla birlikte tüm madenlerin, su ve enerji havzalarinin omurgatik sekilde yer almasi hususunu hedeflemenin amaçlarini olusturuyor. Konu olan cografyalar müslüman Türk milletini ve onlarin müslüman kardeslerinin vatan topraklarini kapsamaktadir. Islamin “ Öteki” olarak nitelendirilmesinin nedeni budur. Emperyalizmin devletimizi zayiflatmak için yaptigi uygulamalardan olan bölücülügün kullanimina verilen yapay etnik haritalar ile yabancilarin ileride kullanmak için haritalastirdigi yeralti zenginliklerimizin bire bir örtüstügünü artik hepimiz biliyoruz.
Kaynaklar açisindan özellikle petrol zengini ülkelerdeki bir avuç isbirlikçinin disindaki halk çogunlugunun aç ve perisan oldugu da bilinmektedir. Bir ülkenin bütünsel konumundan adil biçimde pay alamayanlarin. Bir bölünmenin ardindan daha da zayiflatilmis durumlari ile pay alabileceklerini düsünebilir miyiz? Bölücü uygulamalarin sebep sonuç iliskilerine bakildiginda ; Insanligin gelisen bilincine karsin parçalanma yöntemleriyle direnci azaltma arzusu görülmektedir. Osmanli dagitildiktan sonra, dagilanlar mutlu olabildiler mi ? Bu sorunun cevabi Ortadogu’ya bakilinca görülmektedir.
Bir güç ile mücadele edebilmenin temel kosulu onu tanimak degerlendirmek ve kendi yeteneklerimizin bilincinde olarak uygun zaman ve zemin seçeneklerini özgür biçimde kullanabilmektir. Mücadele ve savasin düzeyi Ulusal olunca ; Kazanabilmek için ortak bilinç düzeyinin niteligi önem kazanmaktadir. Ulusal davalarin Ulus için bir tek tanimlamasi olmalidir, bana göre Kibris, bana göre gümrük birligi, bana göre AB ve kisiye özel türetilen Kürt Sorunu gibi bir saçmalik olamaz, bir milletin kaderiyle oynanamaz. Oynamaya çalisanlar kesinlikle bir gün bedelini öder. Gümrük birligi belasini basimiza kimlerin açtigini bildigimiz gibi diger bela ithalatçilarini da Milli Hafizaya yazdik. Onlar bir gün geldiginde IMRALI’yi da bulamayacaktir.
Ülkemizde ki mevcut degisik siyasi ön görümlerin liderlik anlayislari ile Ulusça küresel figüranliktan, küresel aktörlüge dahi yükselebilmemiz mümkün degildir. Oysa ki , Türk Milleti küresel senaryolari bizzat yazabilecek imkanlara ve tarihsel perspektife sahiptir. Fetih ile çag açan Çanakkale ve bagimsizlik savaslari ile emsalsiz destanlar yazan,insanlik tarihine denk bir tarihe sahip olan büyük Türk Milleti, tarih boyunca önüne iyi önderler düstügünde kendini ispat edebilmis bir millettir. Sorun bu günkü sistem ve bu sistemin ürettigi sözüm ona liderliklerdedir. Ülkemizin çikarlarini gözeten her alanda ki düsünürlerin ; Sömürgeciligin olusturdugu gündemlere iliskin dert yanmaktan daha çok çözüm üreten biçimde ki anlatim ve eylemlere öncelik vermesi gerekmektedir. Hem de acilen. Etkin ve özgür iradeli bireylerden olusabilen toplum yapilari egemen olmayi hakederler.
Hak verilmez alinir. Milli güç birligi’ne (M.G.B.) en olumlu katkilari vermeye önderlik yapmaya çalisan ve kisa sürede büyük taraftar bulan MÜTAREKE BASINI’NA karsi milli nitelik arzeden TUFAN GAZETE’nizin önerdigi biçimde “ ETKIN VATANDAS, EGEMEN TÜRKIYE ( E.V.E.T) ekseni’ne yani; Yeniden bagimsizlik mücadelesine katilim verelim. Anadolu yorumu ile; “ seytan taslamayi artik birakalim , Besmele çekip yola koyulalim” yoksa ati alan Üsküdar’i geçmis olacak. Ama konulari ele alirken çok hassas olalim. Baska bir TÜRKIYE yok. Atalarimizin bu yönde de söyledigi bir sözü, ne pahasina olursa olsun AB diyenlere hatirlatmak isterim: ‘Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan da olamayalim.’
Ey Türk düsün ve özüne dön ! Allah Türk’ü Korusun ve yüceltsin.