Web Radyomuzu dinlemek ve mesaj göndermek için TIKLAYIN
  arşiv   hakkımızda   künye   dağıtım   iletişim
 Ana Menü
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Güncel
Spor
Sağlık
Yaşam
Bilim ve Teknoloji
Kültür ve Sanat
Magazin
Hava Durumu
Astroloji
Yazarlarımız
Belediyeler
Ana Sayfa
Konuk Yazar

Yazarın Diğer Yazıları İçin TIKLAYINIZ ! Kanıma dokunuyor

TCMB Döviz Kuru

__ REKLAM __
Ayrıntılar için TIKLAYIN

Kültür Sanat Gündemi

Milli Piyango
Bilet numarası girin
Tam Liste

Hava Durumu
ISTANBUL
ANKARA
İZMİR

  Süheyla ERGÜL
  suheylae
T U T K U   
 
Bir Simge İle Ölmek ...
" Eğer yalnızsan , kendinden başkasına ait değilsin..! " Leonardo da Vinci 'nin ünlü deyişi...
"Yaşamlarımız süresince, yalnızlık Tanrı 'ya özgüdür.." diyerek mutlak şekilde dostluklar , arkadaşlıklar edinererek, sevgi - saygı bağını oluşturmak için çabalar dururuz...Bir başka tanımla: Kendimizi, oluşturabileceğimiz birden çoklarla yaşamın içerisine sürükleriz...İnsan ve diğer tüm canlıların buna zorunlu gereksinimleri vardır ve yalnızlık her konumda paylaşılmak zorundadır...Birliktelikleri oluştururken, pek çok değer yargılarımız vardır, uygularız...Bilinç, algılama, beğeni gibi yetilerimize göre çeşitli seçeneklerimizi yaşama geçiririz...
Yalnızlığını, yalnızlarla paylaşırken, sanatçıların seçenek sıralamasında, doğa ve düşşel kişiliklerin daha ağırlık kazandığı bir gerçektir. Biraz konuyu açarsak : Doğada oluşmuş her tür yaratılmış, sanatçıların en yakın dostlarıdır ve onların dillerini çözmek için ömürlerini verirler...Bu, bazen kayalıklar arasından başını çıkartan bir papatya, bazen sarı başaklar arasından salınan bir tek gelincik, bazen gökyüzünde salınarak süzülen sülün olabilir. Ya da nice sonsuzlukta yaratılmış güzellikler. Dili vardır; konuşamaz...Sesi vardır; duyuramaz...
Acısı vardır; yardım isteyemez...Ya da onlar konuşur bizanlamak güçlüğü çekeriz...
Aslında onlar acılı, sızılı, neşeli, gülümseyenlerdir de; eğilip konuşmayı, anlamayı düşlemeyi bile düşünemeyiz.Oysa sanatçılar, onların renklerini, desenlerini, hareketlerini,sımsıkı bir şekilde belleklerine işledikten sonra, bağlı oldukları sanat kurallarına göre dillendirerek hem zamanı dondururlar, hem gelecek kuşaklara belgeler bırakırlar.Bu büyük özverili, sabırlı, titiz bir araştırmanın ve uygulamanın ürrnü olduğu kadar, uzun dönemlerin gözlemlerininde kalıtsal erginliğidir.
Daha da önemlisi; büyük sevilerin tanımı olan melankolik tutkuların varlığı gerekir. Bu en bağlayıcı unsurdur...Yalnızlığın, yalnızlıkla özdeşmesinden sonra; tuallerde, notalarda, yazında, yontularda çoğaltılmasıdır. Bu sonuç ile evrensellik yakalanır ve ayrı dünyaların ve ayrı sınıfların yapay olarak oluşturulmuş farklarını ortadan kaldırarak, bir çatı altında yaşanmanın zorunluluk kurallarını ortaya kor.
Hayvanlar, bitkiler, insanlar ile başlayan ve sonunda canlı - cansız diye tanımlanan doğa, insan tarafından, türlerin ve niteliklerinin ayrılması için yapılmış sınıflamalardır.Oysa, bu sınıflamaya giren türler ve bu sınıflamayı yapan insan; aynı yaratanın yarattıklarıdırlar...Çünkü dünya, biz yaratılmadan öncede vardı, biz yok olduktan sonrada var olacaktır...Dünyanın bize gereksinimi yok ama, bizim ona gereksinimimiz mutlak var..!
Sözlü ve yazılı olarak bunları dillendirirken, filozofik satırlar ortaya kor, özlü sözlerle dinleyenleri etkileriz ve biraz da gururlanırız- DA- aslında ne derece samimi olduğumuzu asla belli etmeyiz.
Tüm bu bilgiçlik aşamalarını bir yana bırakarak özverili ve dürüstce yanıtlamamız için kendimize soralım ve yanıtını arayalım öyleyse:
"Tüm bu katliamlar, işgaller,hak tanımamazlık,emeklerin sömürüsü neden? Hem kendimizi doğadan ve doğanın yaratılmışlarından soyutlayıp, hem de yalnızlıktan yakınmak neden? Paylaşmaktan konu açıldığında, emeğin karşılığı istenildiğinde, hoyratlaşıp bencil kalmak neden?
Tüm bunlara yanıtlar aranırken, küçük burjuvalar ve sözde kapitalistler, birgün yargı karşısında vermekten kaçındıkları bedellerin çok üstünde bedelleri öderlerken; bir şeyi belleklerine iyice kazımış olacaklardır: Evrende her şey denge üzerine kurulmuştur ve bu dengeyi bozmak gibi yaratılmışın bir hakkı asla yoktur.!
Sanatçı olmak ile sanatçı olduğunu sanmak apayrı şeylerdir.İşte dengeyi bozmaktan yana tavır alıp, bir süre başarı elde ettiklerini sananların yanıldıkları ve kaçtıkları nokta burada gizlidir...

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ
Grafik & Tasarım Sevgi Küpü WT © 2005 - Hosting NetAlanı.com - İçerik © Copyright 2005 TÜRKİYE'DE TUFAN GAZETESI
TÜRKİYE'DE TUFAN GAZETESI Default

bolgedetufan.com v 4_3