Yılgınlığın daniskası olarak algılanacak bir garip sessizliğe , bir boğuk suskunluğa dalmışlar , bekliyorlar yazgılarını sanki.!? Gri bulutların öbek - öbek toplandığı , yakamozların ışıltılı yansımasını kestiği bir dönemde ; birileri suskun , birileri yılgın , birileri atak yapmaktan yana ürkek ve korkulular...Son üç yılın aşılmaz modası olmuşcasına suskunlar...Bunların hemen tamamı siyasal partilerimizin genel başkanları ve kendi iç dünyalarında konuşur gibi yapıp; kendilerini de aldatmaktan yana özel bir tavır sergilercesine tutsak olmuşlar suskunluğa...
Halkın her bir bireyi masaya yumruğunu vuracak , coşku dolu söylemlerle kitleleri kendine getirecek, o güçlü ve o etkin öncü sesin haykırmasını beklemekten çatlayacak konuma geldi ama,bizim efendilerden " tık " yok..! Oysa , cumhuriyet tarihimiz boyunca böylesine peşi - peşine gelen bir yalpalama dönemi ortaya koyan bir iktidara asla rastlanılmadı. Kısacası ; muhalefette yer alan siyasal partiler için , böylesine bir ortam hiç doğmadı.
Gerçi elliyi aşkın siyasal partinin kuruluşlarına bakıldığında ; birbirinin içinden çıkmış ,kimisi liderine kızmış parti kurmuş , kimisi de , liderliğin salt mikrofonlara demeç vermek, televizyonlarda soruları yanıtlamak gibi kolay yanına aldanmış ve partisini kurmuş.Kendilerine sorulduğunda :"Efem...Biz bir şeyler söylüyoruz ama,( eee ?) şu zalim medya bize yer ver- miyor " türü açıklamalar yaparak, kendilerini haklı göstermek çabasını sürdürmektedirler..!
Oysa, alanlara sığmayacak denli yığınlar bu liderlerin çağrılarını beklemekte ; haykıracak gür ve tutarlı , kararlı seslerin sahiplerini destekleyerek iktidara taşımak istemektedirler.
Yine, cumhuriyet tarihimiz süresince ; küçük - büyük parti ayırmaksızın , liderinin kaşına -gözüne , boyuna - bosuna bakılmaksızın öncülük yapacak; kararlı, tutarlı, ulusal çizgiden ve Kemalizm' den ödün vermeyecek ; uluslararası ilişkilerde manda ve himayenin adını doğrudan ya da dolaylı olarak karşı yanın söylemesine asla olanak tanımayacak ; açık ya da üstü örtülü emperyalist USA ve nevalesi ülkelerden yana tavır almayacak ; teröristi ve onları besleyenleri bağrına basmaktan yana değil, ayaklarının altında ezecek ; halkı arasında ayrımcılık yapmaksızın, partililerinin cukkalamasına asla ödün vermeyecek kişiliklerin yansımasından oluşmuş ; hak - hukuk kavramlarını sözde değil, özde uygulayan bir lider aramasına girmiştir ki ; bu liderleri oluşturacak siyasal parti genel başkanlarının hemen tamamı, ayna karşısında :"Aranan adam benim?!: "edasıyla pozunu vermekte ; ama, arananın kendisi olup - olmadığının analizini yapmak için miting alanlarından ırakta durmayı seçmektedir . Bazılarıda ; pastalı - börekli, kırk-elli kişilik gruplara seslenerek sözde ülkeyi yönetecek "en iyi bilen !"olarak salınarak, gezinmektedir.
Ülkenin artık dillendirilecek ve bilinmezliği olarak sunulan hiç bir yanı kalmamıştır. Salonlarda yapılan eş-dost destekli toplantılarda dillendirilenlerin hiç biri bilinmezler arasında değildir..!Ulusal ve uluslararası ilişkilerde gelinen noktaları anlatmaktan daha çok , süratle alanlaşacak ve direnç kararlılığı ile yapılacak ulusal mitinglere gereksinim olduğunu bu suskun lider adayları ile, onları çağırıp konuşturanların da iyice bellemesi gerekmektedir.Artık havanda su döğmek zamanı geçmiş , atı alan Üsküdar' dan Çankaya'ya dek gelmiş ve icraatını sürdürerek bu suskunluk çıkmazından yararlanır olmuştur.
Efendiler..! Bahaneler uydurarak savunmalar yapmak yerine, Anadolu' nun bağrında , bölücü ve terör örgütlerinin kendilerince "kurtarılmış iller !" olarak baktıkları illerimize gidip ulusal mitinglerle o toprakların gerçek sahiplerinin kim olduğunu göstererek ulusal meşaleyi yeniden yakmalısınız...Ulusal birliktelikten yana sözle ortaya koyduğunuz demeçlerinizi, bu kez, partilerarası birlikteliklerle uygulayarak yaşama geçirmelisiniz.
Tarih , siyasal partilerin bu dönemlerini yazdığında ; korkarım bu suskunluk sürdüğü sürece, sizi asla savunmamış kalemlerin yazıları olarak yarınlarda okunacaktır.
Ülkenin aydınlık yarınları için , bugünlerin değerlerini en iyi bilenlerin, siyasal partiler olması gerekir ve yasal tepkilerle karşı direnci de siyasal partiler yaşama geçirirler.Yeter ki ; partinin lideri olduğuna inanmış olan öncü kişi buna inanmış olarak adımlarını atsın...Bir garip suskunluk var ve konuşması gerekenler konuşmadıkları için, konuşmaması gerekenler konuşuyorlar ki ; bu pek hayra alamet değil..! Bir gün birileri ansızın konuşur , hem de iyi konuşur ama, onlar bugün alanlarda konuşan ; bölücüler, emperyalist uşakları, işbirlikçi çıkar çevreleri gibi zibidiler değil, doğrudan Kemalist ilkelerle dolu yiğitler olurlar...
Korkarım : Bugün alanlarda konuşmaktan yana çekinceli olan siyasal partilerden o günlerde konuşmak isteseyenler çıktığında, kendilerine kulak verecek birey zor bulunacaktır..!